DOLAR

40,2607$% 0.13

EURO

46,7252% 0.08

STERLİN

53,9495£% 0.21

GRAM ALTIN

4.320,96%0,56

ONS

3.334,69%0,33

BİST100

10.219,40%-0,06

Sabah Vakti a 02:00
Samsun KAPALI 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
admin

admin

01 Eylül 2026 Salı

DİĞER YAZARLARIMIZ

Harflerle Düşünmek: Nazlı Ercan’ın Tipografi Yaklaşımı

Harflerle Düşünmek: Nazlı Ercan’ın Tipografi Yaklaşımı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Grafik tasarım çoğu zaman renkler, kompozisyonlar ve logolar üzerinden anlatılıyor. Oysa bazı tasarımcılar için tipografi yalnızca metni taşıyan bir araç değil; düşünmenin başladığı yer. Harf biçimleri, bir kurumun kimliğini şekillendiren, bir fikri görünür kılan ve kimi zaman tüm görsel sistemin temelini oluşturan yapı taşlarına dönüşüyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışmalarını sürdüren grafik tasarımcı Nazlı Ercan’ın pratiği de tam bu noktada dikkat çekiyor.

Bugün Walker Art Center’da Kıdemli Tasarımcı olarak çalışan Ercan, kariyeri boyunca Whitney Museum of American Art, Princeton University, MIT School of Architecture and Planning, Yale School of Architecture, International Center of Photography ve farklı ülkelerdeki kültür kurumlarıyla çalıştı. Müze sergilerinden araştırma merkezlerine, sanatçı kitaplarından akademik programlara uzanan bu projeler ilk bakışta birbirinden oldukça farklı görünüyor. Yakından bakıldığında ise hepsini birbirine bağlayan ortak bir yaklaşım var.

“Ben tipografiyi hiçbir zaman projenin sonunda verilen bir karar olarak görmüyorum,” diyor Ercan. “Çoğu zaman tasarımın geri kalanını şekillendiren şey önce harflerin nasıl davranacağı oluyor. Bir kurumun sesini bulmak, benim için çoğu zaman tipografiyle başlıyor.”

Bu yaklaşım, Ercan’ın geliştirdiği deneysel yazı karakteri The Richard Mutt Case‘te açıkça görülüyor. Marcel Duchamp’ın “Richard Mutt” imzasından ilham alan proje, harf biçimlerinin farklı açılardan nasıl algılanabileceğini araştıran üç boyutlu bir tipografi sistemi olarak geliştirildi. Harfleri yalnızca düz bir yüzey üzerinde duran şekiller yerine mekânla ilişki kuran nesneler olarak ele alan çalışma, tipografinin fiziksel boyutunu sorguluyor. Daha sonra bağımsız tasarım arşivleri ve yayın platformları tarafından kataloglanan proje, uluslararası tipografi çevrelerinde de ilgi gördü.

Ancak Ercan için tipografi yalnızca kişisel araştırmaların konusu değil. Aynı düşünceyi kurumsal kimlik çalışmalarına da taşıyor. Hong Kong merkezli çağdaş sanat kurumu Para Site için geliştirdiği özel yazı karakteri, kurumun görsel kimliğinin temel unsurlarından biri olarak tasarlandı. Yazı karakteri yalnızca sergi metinlerinde kullanılan bir araç değil; kurumun bütün iletişim dilini taşıyan bir yapı olarak kurgulandı.

“Tasarımın görünmez olduğu anlarla ilgileniyorum,” diyor Ercan. “İyi çalışan bir tipografi bazen kendini göstermiyor ama kurumun nasıl algılandığını tamamen değiştirebiliyor.”

Benzer bir düşünce, Princeton University bünyesindeki disiplinlerarası araştırma girişimi CreativeX için geliştirdiği kimlik sisteminde de görülüyor. Mühendislik, robotik, mimarlık, bilgisayar bilimleri, müzik, performans sanatları ve görsel sanatları aynı çatı altında buluşturan girişim için oluşturulan sistem; logo, dijital platform, hareketli grafikler ve kurumsal materyalleri kapsıyor. Tasarım burada farklı alanları tek bir estetik içinde birleştirmekten çok, aralarındaki ilişkiyi görünür kılan esnek bir görsel dil oluşturuyor.

Sanat ve tipografi arasındaki ilişki ise Ercan’ın uluslararası sanatçı Tauba Auerbach ile bağlantılı projelerinde başka bir boyut kazanıyor. Dil, matematik ve algı arasındaki ilişkileri araştıran Auerbach’ın Tesseract ve Spheres yazı karakterlerinin harf formlarının geliştirilme sürecinde yer alan Ercan, sanat pratiği ile tipografik araştırmanın kesiştiği üretim süreçlerinde çalıştı.

Bu yazı karakterlerinden biri daha sonra San Francisco Museum of Modern Art (SFMOMA) tarafından sanatçının ilk kapsamlı müze sergisi kapsamında yayımlanan 256 sayfalık Tauba Auerbach: S v Z monografisinde kullanıldı. Hem sanatçı kitabı hem de sergi kataloğu olarak hazırlanan yayın, Auerbach’ın on altı yılı aşkın üretimini resim, heykel, tipografi ve kitap tasarımı ekseninde bir araya getiriyor. Ercan’ın pratiğinde ise bu proje, tipografinin yalnızca son aşamada eklenen bir tasarım unsuru değil, bir sanatçının fikirlerini sayfa üzerinde biçimlendiren temel malzemelerden biri olarak ele alındığını gösteriyor.

Ercan’ın çalışmaları yalnızca kültür kurumlarıyla sınırlı değil. Princeton University bünyesinde düzenlenen APS Conference for Undergraduate Women in Physics için geliştirdiği görsel kimlik, Amerika Birleşik Devletleri’nin dört bir yanından lisans düzeyindeki fizik öğrencilerini bir araya getiren ulusal konferansın kamusal yüzünü oluşturdu. Tasarım, bilimsel bir organizasyonun daha görünür, tutarlı ve akılda kalıcı bir kimlik kazanmasına katkı sağladı.

Benzer bir yaklaşım, Boğaziçi Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Yüksek Lisans Programı için geliştirdiği kurumsal kimlikte de görülüyor. Türkiye’nin önde gelen araştırma üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü bünyesindeki program için tasarlanan logo, programın yeni görsel kimliğinin temelini oluşturdu. Resmî internet sitesinde ve kurumsal iletişim materyallerinde kullanılan tasarım, programın teknik ve akademik niteliğini çağdaş bir tipografik yaklaşımla bir araya getirdi. Farklı alanlarda geliştirilen bu iki proje, Ercan’ın tipografiyi yalnızca bilgiyi düzenleyen bir araç olarak değil, kurumların karakterini ve hedeflerini görünür kılan bir tasarım dili olarak ele aldığını gösteriyor.

“Bir müze için çalışırken de, bir araştırma merkezi ya da mühendislik programı için tasarım yaparken de kendime aynı soruyu soruyorum,” diyor. “Bu kurumun kendine özgü sesi ne? Tasarımın bunu görünür kılmasını istiyorum.”

Bu yaklaşım, Walker Art Center’daki güncel çalışmalarında da devam ediyor. Sergi grafikleri, yayın tasarımları, yönlendirme sistemleri ve kampanyalar arasında dolaşan Ercan, farklı ölçeklerdeki projeleri tek bir görsel üsluba indirgemek yerine, her biri için yeni bir sistem kurmaya çalışıyor.

Belki de Ercan’ın çalışmalarını ilginç kılan tam olarak bu. Projeleri birbirine benzemiyor; aksine her biri kendi bağlamından besleniyor. Ortak olan ise tipografiye bakış biçimi. Harf biçimlerini yalnızca okunacak metinler olarak değil, kurumların kimliklerini, fikirlerini ve ilişkilerini şekillendiren canlı bir tasarım malzemesi olarak ele alıyor. Walker Art Center’dan Whitney Museum of American Art’a, Princeton University’den Para Site’a uzanan çalışmalarına bakıldığında, ortaya çıkan şey belirli bir görsel üsluptan çok, her projeyle yeniden kurulan bir tasarım düşüncesi oluyor.

güvenilir casino siteleri