40,2607$% 0.13
46,7252€% 0.08
53,9495£% 0.21
4.320,96%0,56
3.334,69%0,33
10.219,40%-0,06
02:00
16 Eylül 2025 Salı
Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde doğan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu yüzücüsü ve cankurtaranı Abdullah Gencel, 2013 yılında geldiği Antalya Aksu’daki Kundu oteller bölgesinde sahnelediği sualtı gösterileriyle dünya çapında tanınan bir isim oldu. Turizmin kalbi sayılan bölgede her sezon binlerce yabancı konuğun izlediği gösterileri, Gencel’in adını Türkiye sınırlarının ötesine taşıdı.
Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Antalya, her yıl milyonlarca yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor. Kundu bölgesindeki büyük otellerin misafirlerine sunduğu eğlence programları arasında Abdullah Gencel’in sualtı şovları kısa sürede öne çıktı. Avrupa’dan, Rusya’dan ve Orta Doğu’dan gelen turistler, gösterileri kendi ülkelerinde paylaşarak Gencel’in uluslararası alanda tanınmasına katkı sağladı.

Suyla olan bağı çocuk yaşlarda başlayan Gencel, yüzücülük ve cankurtaranlık alanında aldığı eğitimlerle mesleğini profesyonel bir düzeye taşıdı. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu bünyesinde edindiği deneyim, onu yalnızca bir gösteri sanatçısı değil, aynı zamanda güvenliği her şeyin önünde tutan bir su sporcusu haline getirdi. 2013 yılında Antalya’ya gelen Gencel, burada sualtı gösterilerini otel eğlence kültürünün vazgeçilmez bir parçası haline getirdi.
Gencel, yaptığı işi şu sözlerle anlattı: Sualtı gösterisi yalnızca nefes tutmak ya da hareket yapmak değildir. İzleyiciye güven vermek, suyun içinde bir hikaye anlatmak gerekir. Cankurtaranlık geçmişim sayesinde her gösteride önce güvenliği düşünüyorum, sonra izleyiciyi büyülemeye çalışıyorum.

Uzun süre nefes tutma becerisini görsel bir anlatımla birleştiren Gencel’in gösterileri, havuz başındaki izleyicilere unutulmaz anlar yaşatıyor. Işık, müzik ve koreografiyle desteklenen performanslar, turistlerin tatil anıları arasında özel bir yer ediniyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler ise Gencel’i farklı ülkelerden izleyicilerin takip ettiği bir isim yaptı.
Sualtı sporlarının Türkiye’de daha geniş kitlelere ulaşması gerektiğini vurgulayan Gencel, sözlerini şöyle sürdürdü: Türkiye’nin denizleri ve turizm potansiyeli sualtı sporları için büyük bir fırsat. Gençlerin bu alana yönelmesini, hem sporculuk hem de cankurtaranlık eğitimiyle kendilerini geliştirmesini istiyorum. Bugüne kadar gösterilerimi izleyen herkes Türkiye’nin bu alandaki gücünü de görmüş oldu.
İnme sonrası hayat gerçekten eskisi gibi olabilir mi? Bu süreçte robotik rehabilitasyonun rolü sandığınızdan çok daha büyük olabilir. İnme sonrası birçok hastada hareket kaybı oluşabilir. Ancak doğru zamanda başlayan yoğun rehabilitasyon, beynin yeniden öğrenme kapasitesini destekleyerek fonksiyonların geri kazanılmasına yardımcı olabilir. Doç. Dr. Mustafa Çorum: “İnme ve beyin hasarında rehabilitasyonun mümkün olan en erken dönemde başlanması, iyileşme döneminde çok önemli rol oynar. Modern nörorehabilitasyon, teknoloji destekli uygulamalarla birlikte çok daha etkili sonuçlar sunabilmektedir” diyerek sürecin önemine dikkat çekiyor.
İnme sonrası iyileşme sürecinde en kritik faktörlerden biri, rehabilitasyona mümkün olan en kısa sürede başlanmasıdır. Beynin “plastisite” olarak adlandırılan yeniden öğrenme yeteneği, özellikle erken dönemde daha aktif çalışır. Bu nedenle hastaların vakit kaybetmeden fizik tedavi ve nörorehabilitasyon programlarına dahil edilmesi büyük önem taşır.
Doç. Dr. Mustafa Çorum, erken dönemde başlanan tedavinin hastaların fonksiyonel bağımsızlık kazanma şansını artırdığını belirterek, düzenli ve planlı egzersizlerin önemine vurgu yapıyor. Çorum’a göre, sık tekrar edilen doğru hareketler, beynin hasar gören bölgelerinin görevlerini yeniden öğrenmesine yardımcı oluyor. Bu da hastaların günlük yaşam aktivitelerine daha hızlı dönmesini sağlayabiliyor.
Ayrıca yoğun rehabilitasyon programlarının, yalnızca fiziksel iyileşmeye değil, hastaların psikolojik durumuna da olumlu katkı sağladığı ifade ediliyor. Hastaların ilerleme kaydettiğini görmesi, motivasyonu artırarak tedaviye olan bağlılığı güçlendiriyor.
Gelişen teknolojiyle birlikte robotik rehabilitasyon sistemleri, inme sonrası tedavinin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Bu sistemler sayesinde hastalar, doğru hareketleri yüksek tekrar sayılarıyla ve kontrollü bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Özellikle yürüme kaybı yaşayan hastalar için geliştirilen robotik yürüme cihazları, adım atma becerisinin yeniden kazanılmasında etkili rol oynuyor.
Doç. Dr. Mustafa Çorum, robotik rehabilitasyonun klasik yöntemlere güçlü bir destek sunduğunu belirterek, bu sistemlerin tedavi sürecini daha verimli hale getirdiğini ifade ediyor. Robot destekli uygulamaların, hastaya anlık geri bildirim sağlayarak hatalı hareketlerin önüne geçtiğini ve böylece daha doğru bir rehabilitasyon süreci sunduğunu dile getiriyor.
Uzmanlara göre, nörorehabilitasyonun geleceği teknoloji ile şekillenmeye devam ederken, erken müdahale, doğru planlama ve uzman kontrolü ile uygulanan tedavi programları sayesinde inme sonrası yeniden yürümek artık daha ulaşılabilir bir hedef haline geliyor.
Mahmud Yesari’nin kaleme aldığı iki perdelik vodvil oyunu “Arkadaşım Karım Olunca”, karışan planları, içinden çıkılmaz yalanları ve beklenmedik karşılaşmaları mizahla buluşturuyor. Tiyatro Kale organizasyonuyla sahnelenecek yapım, insan ilişkilerinin karmaşık yönlerini eğlenceli bir anlatımla ele alırken izleyicilere kahkaha dolu anlar yaşatmaya hazırlanıyor. Oyun, 24 Ekim 2026 Cumartesi günü saat 20.00’de Caddebostan Kültür Merkezi’nde tiyatroseverlerle buluşacak.
Oyunun merkezinde, Mısır’daki zengin halasının desteğiyle hayatını sürdüren avukat Bülent yer alıyor. Ancak halasının evlilik şartı ve beklenmedik misafirlerin ortaya çıkması, Bülent’in kusursuz görünen yaşamını bir anda karmaşaya sürüklüyor. Küçük yalanlarla başlayan olaylar, karakterlerin değişen planları ve birbirine karışan rollerle giderek büyüyor.
Ucuz şakalar yerine insan ilişkilerinin tanıdık çıkmazlarına odaklanan “Arkadaşım Karım Olunca”, vodvil türünün hareketli temposuyla seyirciyi hikâyenin içine çekiyor. Gerçeği söylemekle yalanlarla durumu kurtarmaya çalışmak arasındaki ikilemi mizahi bir dille ele alan oyun, izleyicilere “Ben olsam bu işin içinden nasıl çıkardım?” sorusunu da yöneltiyor.

Kayhan Kaban’ın yönetmenliğini üstlendiği oyunun dekor tasarımı Mahmut Vardal tarafından hazırlanırken reji ekibinde Ümit Gözcüoğlu, Ahmet Deveci ve Onat Turgut yer alıyor. Afiş tasarımını Günay Alioğlu’nun yaptığı yapımın organizasyonu Tiyatro Kale tarafından gerçekleştiriliyor.
Oyuncu kadrosunda Hüsnü karakteriyle Kayhan Kaban, Bülent karakteriyle Emre Sarı, Hala karakteriyle Yeşim Nehir, Tokmak Cevdet karakteriyle Mustafa Kıran, Rıfkı karakteriyle Oğuz Nurettin Badem, Feride karakteriyle Zeynep İlkcan Gözcüoğlu, Nazlı karakteriyle Mercan Fisdış ve Necla karakteriyle Nalan Akıncı bulunuyor.
13 yaş ve üzeri izleyicilere yönelik hazırlanan, komedi türündeki iki perdelik oyuna Altier Education Group da sponsor olarak destek veriyor. 1990 yılından bu yana moda ve güzellik sektörlerinde profesyonel eğitimler sunan, Güler Selamet tarafından kurulan ve Serkan ile Sümeyye Selamet’in yönetimini üstlendiği kuruma katkılarından dolayı teşekkür ediliyor.
“Arkadaşım Karım Olunca” oyununun biletleri Biletinial üzerinden satışa sunuluyor. Tiyatroseverler, 24 Ekim 2026 saat 20.00’de Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek gösteri için biletlerini https://biletinial.com/tr-tr/tiyatro/arkadasim-karim-olunca adresinden temin edebilir.
Tayvan Ekonomik İşleri Bakanlığı Uluslararası Ticaret İdaresi (TITA) tarafından düzenlenen ve Tayvan Dış Ticaret Geliştirme Konseyi (TAITRA) tarafından yürütülen “Go Healthy with Taiwan 2026” küresel proje yarışmasında heyecanla beklenen yarı finalistler belirlendi. Önünde iki seçim turu daha bulunan organizasyon, bu yıl 62 ülkeden sunulan 832 proje arasından 20 ekibi yarı finale taşıdı. Shortlist’e giren ekipler ABD, Avustralya, Brezilya, Etiyopya, Fransa, Hindistan, İspanya, İsrail, Japonya, Kanada, Malavi, Polonya, Tunus, Ukrayna, Yeni Zelanda ve Filipinler olmak üzere 16 farklı ülkeyi temsil ederek organizasyonun küresel çeşitliliğini ve inovasyon gücünü gözler önüne seriyor.
Bu yıl büyük bir ivme yakalayan kampanyaya yapılan başvurular, geçen yılki 55 ülkeden 638 proje seviyesinden %30’luk bir artışla 62 ülkeden 832 projeye ulaştı. Katılımdaki bu dikkat çekici sıçrama, dünya genelindeki girişimcilerin Tayvan’ın sağlık ve spor teknolojisi ekosistemiyle iş birliği yapma konusundaki güçlü arzusunu ortaya koyuyor.
Yarı finale yükselen 20 ekip iki ana odak alanında çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda projelerin 11’i yapay zeka destekli tarama araçları, uzaktan hasta takibi ve klinik donanımları gibi Akıllı Sağlık Hizmetlerine odaklanırken; 9 proje ise yaralanmaları önleme, rehabilitasyon, yaşlı bakımı ve güvenli sürüş gibi Spor Teknolojileri ve Bisiklet çözümlerine yoğunlaşıyor.
Girişimci profilinin %70’ini hali hazırda pazarda ürünü bulunan şirketler oluştururken, listede hastalar ve yerel topluluklarla doğrudan çalışan sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve üniversiteler de yer alıyor. Ölçek bakımından incelendiğinde ise adayların %45’ini küçük ve orta ölçekli firmalar, kalan kısmını ise büyük ölçekli şirketler temsil ediyor. Odaklandıkları teknoloji ne olursa olsun tüm ekipler; hastalıkları erken teşhis etmek, kırsal bölgelerde bakımı uygun maliyetli kılmak, hareket güvenliğini sağlamak ve yaşlıların bağımsız yaşamlarını desteklemek üzere dört temel amaç etrafında birleşiyor.
Hastalıkların erken teşhisi alanında İspanya’dan Horus ML S.L. kalp hastalığı riskini tarayan yapay zeka çözümüyle öne çıkarken, Brezilya’dan Masima firması Tayvan dijital sağlık platformlarıyla entegre çalışan yapay zeka destekli nicel beyin BT ve MR analizi sunuyor. Kanada’dan Myant firması yaşamsal bulguları kesintisiz takip eden akıllı giysiler geliştirirken, Hindistan’dan Neodocs ise böbrek hastalıklarını 30 saniyede tespit etmek için idrar test şeridini akıllı telefonla okuyan bir sistemle listede yer alıyor. Polonya temsilcisi Skin Scan Sp. Z O.O. ise cilt lezyonlarını analiz eden yapay zeka teknolojisiyle erken teşhise katkı sağlıyor.
Sağlık hizmetlerini erişilebilir kılmayı hedefleyen projeler kapsamında Etiyopya’dan Cardiac Centre Ethiopia, yerel sağlık merkezleri için çevrimdışı çalışan bir klinik karar destek sistemi geliştiriyor. Ukrayna’dan Central City Clinical Hospital of Ivano-Frankivsk City Council, Tayvan ekipmanlarıyla yüksek standartlı ameliyathaneleri yeniden inşa ederken, Kanada’dan PragmaClin Research Inc. geliştirdiği 3D kameralar ve yapay zeka ile Parkinson semptomlarını ölçerek tanı imkanını kırsaldaki hastalara taşıyor. Malavi’den The Word for the World in Malawi, güvenli içme suyu sağlamak ve çocuk beslenme yetersizliğiyle mücadele etmek amacıyla IoT su sensörleri ve hidroponik sistemler kullanıyor. Brezilya’dan Warux Health Ltda ise Tayvan üretimi temassız yaşamsal bulgu yapay zekasını doğrudan WhatsApp bakım hizmetlerine entegre ediyor.
Güvenli hareketlilik ve yaralanma önleme kategorisinde ABD’den ASENSEI Inc., spor salonları ve antrenörler için gerçek zamanlı hareket analizi teknolojisi sunuyor. Brezilya’dan Be Bike, kuryelerin e-bisikletlerine yerleştirilen akıllı sensörlerle yorgunluk ve duruş sürelerini azaltmayı hedeflerken, Tunus’tan Espace Vélo mobilite platformlarında Uç Yapay Zeka (Edge AI) teknolojisini kullanıyor. Fransa’dan INSEP enstitüsü sporculara yönelik yaralanma önleme platformuyla dikkat çekerken, Yeni Zelanda’dan OfficeMax New Zealand ise kurumların yeşil ulaşımı ve çalışan sağlığı için akıllı e-mobilite paketleri sunuyor.
Yaşlıların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çözümlerde Avustralya’dan E.Tel Communications Pty Ltd demans hastaları için kaybolma ve gezinme tespiti geliştiriirken, İsrail’den EnduCloud (Tomer Geminder) yaşlı bireyler için kişiselleştirilmiş egzersiz reçeteleri hazırlıyor. Japonya’dan Sakai Medical Co., Ltd., yaşlıların bağımsız yaşamasına imkan tanıyan Tayvan üretimi ekipmanlar sunarken, Hindistan’dan Symbio Assistech Pvt LTD, Tayvan’ın hassas parçalarıyla üretilen kabin boyu katlanabilir tekerlekli sandalyeler üretiyor. Filipinler’den UST Technovation Society ise kronik hastalık ve kardiyak rehabilitasyonu için biyometrik izlemeli akıllı e-bisikletler ve kondisyon sistemleri geliştiriyor.
Geliştirilen tüm projelerin merkezinde Tayvan ürünleri ve teknolojileri yer aldığı için sunulan yenilikçi fikirler, prototip aşamasından günlük hayatta yaygın kullanıma geçişte son derece net ve uygulanabilir bir yol haritasına sahip.
Yarı finale kalan 20 ekip, projelerini daha da geliştirmek amacıyla sektör uzmanlarıyla birebir mentörlük sürecine girecek. Yarışmanın nihayi aşamasında İlk 6 Finalist ekip Kasım ayı başında kamuoyuna duyurulacak. Tayvan’a davet edilecek bu 6 ekip arasından jüri değerlendirmesi sonucu seçilecek en başarılı 3 projeye ise 30.000’er ABD Doları para ödülü verilecek.
Yarı finale yükselen 20 projenin detaylarına ve kampanya sürecine ilişkin tüm bilgilere resmi web sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz:
https://gohealthy.taiwanexcellence.org
“Birlikte Daha Sağlıklı Gelecekler Tasarlamak” (Designing Healthier Futures Together) temasıyla hayata geçirilen “Go Healthy with Taiwan”, küresel yenilikçileri ve kurumları Tayvan’ın sağlık ve yaşam kalitesi sektörüyle bir araya getiren uluslararası bir proje platformudur. Bisiklet, Fitness, Spor Teknolojileri ve Akıllı Sağlık Hizmetlerine odaklanan kampanya; katılımcıların Tayvan’ın teknoloji, ürün ve iş modellerini kendi özgün çözümlerine entegre etmelerini teşvik etmektedir.
Türkiye’den çıkıp 80’den fazla ülkede 800’ü aşkın dünya devine ulaşan Sanction Scanner, yapay zeka tabanlı uçtan uca uyum, risk ve dolandırıcılık altyapısına dönüşerek markasını “Complead” olarak yeniledi. ABD açılımını New York şirketiyle taçlandıran Complead, kural tabanlı eski uyum ve fraud yazılımlarının devrini kapatıyor.
Altı yıl önce İstanbul’da kurulan ve finansal suçlarla mücadelede küresel bir regtech oyuncusuna dönüşen Sanction Scanner, kapsamlı teknolojik evrimini ve küresel büyüme stratejisini duyurdu. Hizmet yelpazesini sadece bir “yaptırım tarama yazılımı” olmanın çok ötesine taşıyarak yapay zeka tabanlı bütünleşik bir altyapıya (AI-Native Compliance, Risk & Fraud Infrastructure) dönüştüren şirket, yoluna yeni markası Complead ile devam edecek.
Kurulduğu günden bu yana Türk Telekom, iyzico, Yemeksepeti, Togg, Midas ve Hepsiburada gibi Türkiye’nin lider kurumlarının yanı sıra NN, Unity, Zurich, Loomis, Stellantis, Airhelp ve Birleşmiş Milletler gibi dünya devlerinin uyum altyapısını sağlayan şirket, bugün 80’den fazla ülkede 800’ün üzerinde kurumsal müşteriye hizmet veriyor.
Marka değişimi ve şirketin küresel vizyonu hakkında açıklamalarda bulunan Complead Kurucu ve CEO’su Fatih Coşkun, değişimin arkasındaki ana sebebin ürünün yaşadığı büyük teknolojik sıçrama olduğunu belirtti:
“Sanction Scanner adı kurulduğumuz gün doğruydu; çünkü yaptığımız şey yaptırım listelerini taramaktan ibaretti. Ancak bugün bir müşterinin işe alım anındaki risk profilini çıkarıyor, işlem akışını gerçek zamanlı izliyor, dolandırıcılık desenlerini yakalıyor, nihai faydalanıcıları çözüyor ve regülatöre gidecek dosyayı hazırlıyoruz. Yani isim, şirketimizin bir fotoğrafıydı ve şirketimiz o fotoğrafın dışına taştı. Artık bir sadece uyum yazılımı değil, yapay zeka tabanlı bütünleşik bir uyum, risk ve dolandırıcılık altyapısı sunuyoruz.”
Londra merkezli küresel yapısının ardından Amerika Birleşik Devletleri pazarındaki varlığını resmiyete döken şirket, New York’ta kurduğu yeni tüzel kişilik ve yerel ekiple ABD operasyonunu doğrudan sahaya taşıdı. APMEX, Hometap ve Candex gibi köklü Amerikan müşterileriyle pazarda halihazırda derin bir tecrübe kazanan Complead, ABD’li finansal kurumların ve fintech’lerin artan regülasyon yüküne yapay zeka destekli altyapısıyla çözüm sunacak.
Coşkun, ABD hamlesiyle ilgili olarak şunları söyledi: “Dünyanın en büyük finansal suç uyum harcaması ABD’de yapılıyor. Pazarda hakim olan oyuncular ise onlarca yıl önce kurulmuş hantal ve pahalı sistemler.
Uyum ekipleri hem yönetim kurullarının verimlilik baskısı hem de regülatörlerin açıklanabilirlik beklentisi arasında sıkışmış durumda. Biz tam olarak bu iki ihtiyacın kesişimini inşa ediyoruz.”
Sektördeki kural tabanlı (rule-based) eski yazılımların ömrünü tamamladığına dikkat çeken Complead, geliştirdiği yapay zeka ajanları (AI agents) ve Fusion mimarisi sayesinde rutin uyum vakalarının %77’sini otomatik olarak sonuçlandırıyor. Yanlış alarm (false positive) oranlarında %97’ye varan düşüş sağlayan sistem, denetim süreçlerinde kaynağı gösterilemeyen veya açıklanamayan hiçbir kararı üretmiyor.
Complead çatısı altında Sanction Scanner teknolojisinin mevcut müşteriler için hiçbir kesinti, sözleşme değişikliği veya altyapı taşıma zorunluluğu olmadan kesintisiz hizmet vermeye devam edeceğini belirten Coşkun, “Hedefimiz iyi bir alternatif olmak değil; finansal suçla mücadelenin dünya genelinde nasıl yapıldığını yeniden tanımlayanlardan biri olmak” dedi.
Complead (önceki adıyla Sanction Scanner), yapay zeka tabanlı küresel uyum, risk ve dolandırıcılık altyapısı (AI-Native Compliance, Risk & Fraud Infrastructure) sunan bir teknoloji şirketidir. 220’den fazla ülkeden 3.000’i aşkın veri noktasını gerçek zamanlı işleyen Complead; yaptırım taraması, PEP izleme, işlem takibi (transaction monitoring), dolandırıcılık tespiti (Fraud) ve müşteri risk değerlendirmesini tek bir bütünleşik katmanda birleştirir. İstanbul’un yanı sıra, Londra ve New York operasyonuyla 80’i aşkın ülkede 800’den fazla kurumsal şirkete hizmet vermektedir.