Prof. Dr. Sabahattin Destek Uyarıyor: Göbek Fıtığında Tek Kalıcı Çözüm Cerrahi Müdahale

Göbek fıtığı, karın duvarında bağırsakların dışarı çıkmasını engelleyen ve “fasya” olarak adlandırılan destek dokusunun göbek çevresinde zayıflaması ya da yırtılması sonucu ortaya çıkıyor. Uzmanlar, toplumda sanılandan çok daha yaygın görülen bu rahatsızlığın ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sabahattin Destek, göbek fıtığının özellikle belirli yaş gruplarında daha sık görüldüğünü belirtiyor.

Yetişkinlerde göbek fıtığı görülme sıklığı yüzde 23 ile 50 arasında değişiyor. Kadınlarda en sık 31–40 yaş aralığında, erkeklerde ise 61–70 yaş aralığında görülüyor. Gebelik, doğum ve obezite gibi nedenlerle kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık üç kat daha yaygın. Göbeğin 3 santimetre üstü ve altı hizasında oluşan fıtıklaşmalar umbilikal (göbek) herni olarak sınıflandırılıyor.

Şişmanlık, uzun süreli öksürük ve kabızlık, ağır işlerde çalışma, sık ağır yük kaldırma, bağ dokusu hastalıkları, böbrek yetmezliği ve siroz gibi karında asit birikimine yol açan hastalıklar da risk faktörleri arasında yer alıyor. Göbek fıtığı; ağrı ve şişliğin yanı sıra, özellikle öksürme sırasında belirginleşen bir kabarıklıkla kendini gösterebiliyor. Bazı hastalarda şişlik, duruş pozisyonuna göre fark edilmeyebiliyor.

Prof. Dr. Sabahattin Destek: “Beklemek Fıtığı Büyütebilir”

Prof. Dr. Destek, göbek fıtığının ilaçla tedavisinin mümkün olmadığını vurguluyor. Beklemenin çoğu zaman fıtığın büyümesine ve tedavinin zorlaşmasına yol açtığını belirten Destek, tek kalıcı tedavinin cerrahi olduğunu ifade ediyor. Göbek fıtığı olan yetişkin hastaların yaklaşık yüzde 65’inin zamanla ameliyata ihtiyaç duyduğunu, bu ameliyatların yüzde 3 ila 5’inin ise acil şartlarda yapıldığını belirtiyor. Özellikle büyüyen ya da belirti veren fıtıkların gecikmeden onarılması gerektiğinin altını çiziyor.

İleri evrelerde kabızlık, şiddetli ağrı, bulantı, kusma ve gaz şikâyetleri görülebiliyor. Fıtık boğulması durumunda ise sıkışan bağırsağın kan dolaşımı bozulabiliyor ve bu tablo acil ameliyat gerektiriyor. Kan akışının tamamen kesilmesi halinde bağırsak kangreni gelişebiliyor.

Açık ve Kapalı Yöntem: Hangi Durumda Hangisi Tercih Ediliyor?

Tanıda fiziksel muayene büyük önem taşıyor. Ön karın duvarında renk değişikliği, ülserasyon ya da cilt kalınlaşması gibi bulgular boğulmaya işaret edebiliyor. Gerekli durumlarda batın ultrasonu veya bilgisayarlı tomografi istenebiliyor.

Tedavi planlamasında fıtığın boyutu belirleyici oluyor. Çapı 2 santimetreden küçük olan fıtıklarda birincil onarım uygulanabilirken, 2 santimetreden büyük fıtıklarda yama (mesh) ile onarım tercih ediliyor. Obez hastalarda, birden fazla karın duvarı defekti bulunanlarda ya da tekrarlayan fıtıklarda laparoskopik yöntem öne çıkıyor.

Açık ameliyatta fıtığın büyüklüğüne göre 8–10 santimetrelik kesi yapılırken, kapalı (laparoskopik) yöntemde yaklaşık 1 santimetrelik üç küçük kesi yeterli oluyor. Laparoskopik cerrahide ameliyat alanına daha kolay erişim sağlanırken, fıtık içine giren organlar daha net değerlendirilebiliyor. Ayrıca nüks oranı açık cerrahiye göre daha düşük seyrediyor. Hastalar genellikle bir gün içinde taburcu edilirken, günlük yaşama dönüş süresi de daha kısa oluyor.